GERÇEK ANLAMDA BİR SANAT AKADEMİSİNİN TÜRK TOPLUMUNA KAZANDIRILMASI

Mekteb-i Sanay-i Nefise-i Şahane … gerçek an­lamda bir sanat akademisi …

Ve olmazları sarsarak, ge­lenekleri zorlayarak bu okulun açılmasına önderlik eden Osman Hamdi Bey … Çagını aşan, ileri görüşlü bir sanat ve bilim adamı …

Çağdaşlaşma çabası içindeki Osmanlı Türkiye’ sinde önemli bir adım atılıyor.Batı örneklerine göre kurulan yüksek öğrenim kurumlarından biri daha açılıyor

Yıl 1877 … Tarih’e “93 Harbi” olarak geçecek olan Osmanlı-Rus savaşının en sıcak günleri yaşanmakta­dır. Rus ordularının yeni hedefi Plevnedir.

Gazi Osman Paşa kuşatma altındaki kasabayı büyük bir kararlılıkla savunmaktadır …

Osmanlı tmparatorlugu’nun başkentinde ise sava­şın getirdiği acı ve zorluklara karşın günlük hayat de­vam etmektedir.
Gündemde olan konulardan biri; milletin sanat ve kültür alanlarında eğitilmesini saglıyacak bir güzel sanatlar okulunun açılmasıdır.

Bu konu ile ilgili 19 Ekim 1877 tarihli bir tezkere Maarif Bakanlığının arşi­vinde yer alır. Maarif Bakanı dönemin Unlu aydınlarından Münif Paşa’dır.

Okul Müdürlüğüne Guillement adın­da bir Fransız atandığı 31 Ekim 1877 tarihli Takvim-i Vakayi’ de ilan edilir.

Savaşın en kritik günlerine rastlayan bu girişimin sonucu meçhuldür. Okulun açılıp açılmadığı ve yeri bilinmemektedir. Konu yeniden gündeme gelinceye kadar uzun zaman geçer. Bu günkü Mi­mar Sinan Üniversitesinin nüvesi olan okul ancak 1883 yılında açılır.

Resmi adı Mekteb-i Sanayi-i Nefise-i Şahane olan fakat çogunlukla “Sanayi-i Nefise-i Mekteb-i Alisi” diye anılan okulun kurucusu Osman Hamdi Beydir.

Mekteb-i Sanayi-i Nefise-i Şahane; Osmanlı top­lum yapısında değişimin simgesi olan kurumlardan birisi kuşkusuz en zor başarılarıdır … Çagdaşlaşmanın devlet tarafından örgütlenmesiyle ulaşılan bu başarı; Gelenek­lerde, inançlarda topluma açık olarak yer almayan resim ve heykel sanatını ögrenime açar …

Bu okulda yetişen sanatçılar, Türk sanatına ye­ni boyutlar ve ürünler katarlar. Ve hızla batılılaşmak zorunda olan Türk toplumunun yeni atılımlara, değişim­lere yatkınlığını geliştirmede önemli rol alırlar. Sa­nayi-i Nefise Mekteb-i Alisi, uzun yıllar Türk resim ve heykel sanatını besliyen, yönlendiren tek kaynağı oluş­turur. Batıda oldugu gibi ünlu sanatçıların yönettigi özel atölye ve akademilerin kurulması için koşullar ve zaman yetersizdir. Batının altıyüz yıllık resim, heykel kültürünün her yönüyle yüzyıla sığdırılmasının olanak­sızlıkları Sanayi-i Nefise Mektebinin bu alanda tek söz sahibi kurumu olmasını sağlar.

Kontrol et

MAHMUT CÛDA (1904 – 26 MART 1987)

Mahmut Cûda bütün eserlerinde seçtigi konu ile sarsılmaz bağlar kurar. Resimlerinde kompozisyona katı­lan nesneler, buğulu bir atmosferle çevrelenerek zengin bir anlam gücüne ulaşır. Bu özel ligi sanatçının Batı tekniğini, yaşadığı toplumun nesnel ve tinsel kaynakla­rıyla bir arada degerlendirdigini, göstermektedir. Sa­natçımızın ürettigi gerçekci natürmortlardan yola çıka­rak Şeker Ahmet Paşa, Süleyman Seyyid Bey gibi 19.yüzyıl sanatçılarımızın eserleri ile bağlantı kurmak yanıltı­cıdır. Gerçi konu beraberligi, ayrıntının taşıdıgı önem ve bütünün egemenliginde sessizligin yaratılması gibi benzer özelliklerden söz edilebilir. Fakat Cûda'nın sa­natında göz ardı edilmiyecek özellik, geometrik düzen içinde ritm, hacim, renk lekeleri dengesi, oran, modüle, pasaj aracılıgı ile çizgi ve renk perspektifi, pentür armonisi ve devinime verdigi önemdir.

Resim hocam sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin