Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birligi Türk resim sanatının tarihsel süreci içinde kurulan ikinci dernektir. Buna karşın Cumhuriyet Türkiye’sinde kurulan ilk sanatçı dernegidir.
Birlik Uyelerini 1914 yılından sonra Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alîsi’nde öğrenime başlıyan sanatçılar oluşturur. Bilindiği gibi,1923′ de Sanayi-i Nefise Mektebindeki öğrenimlerinin son yıllarını sürdüren; Şeref Kâmil, Büyük Saim (Özeren), Refik Fazıl (Epikman), Elif Naci, Mahmut Fehmi /Cûda), Muhittin Sebati, Ali Avni(Celebi), Ahmet Zeki (Kocamemi) yeni Resim Cemiyeti adı altında birleşirler.
1924’te Maarif Vekaletinin açtığı Avrupa sınavını kazanan birlik üyeleri Pormida adlı küçük bir İtalyan teknesi ile Ocak 1925 de İstanbul’dan ayrılan genç sanatçılar, arızalı gemi ile ancak on gün süren bir yolculuktan sonra Marsilya’ya ulaşırlar ve trenle Paris’e giderler.
En etkin üyelerinin Paris’e gönderilmesi Yeni Resim Cemiyeti‘nin etkinliklerinin kesilmesine neden olur. Ancak üyelerin beraberlikleri Paris’de de sürecek ve lstanbul’a dönüşlerinde bu kez de Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği adı altında bir dernek kuracaklardır.
Müstakiller gene bu yıllarda, Salvatore Valeri ve Warnia Zarzecki gibi yabancıların yerlerine atanan ilk Türk egitimcilerinin öğretiminde yetişen birinci kuşak sanatçılardır.
Yaşamları ve egitim dönemleri Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışı, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına rastlar. Bu nedenle de yaşadıkları toplumun hızla gelişen ve değişen siyasal, ekonomik, kültürel oluşumlarının içinde; gelişmeleri izleyerek, okuyarak, düşünerek yetişirler. Osmanlı toplumunun son yıllarından geçerek Cumhuriyet Türkiye’sine ulaşan bu ressamlar, Avrupa’da kuramsal bilgilerini, teknik becerilerini geliştirirken farklı bir toplumun sosyal ve kültürel olaylarıyla yüzyüze gelirler.
Resim Sanatı alanında 600 yıllık köklü bir deneyimin, bir çok sanatçının, sanat akımının ve yapıtlarının yogunlaştırdığı bu kültürel birikim, kuşkusuz Müstakillerin üyeleri için şaşırtıcı boyutlardaydı. Avrupa toplumunun kazandığı kültürel zenginleşmenin sonucunda sanat eğitiminin uygulamalarının, müze ve sergilemelerinin ulaştığı değer ve rahatlık, özlemini duydukları sanat ortamını oluşturmaktaydı.
Türkiye’de ise bu yıllarda yeni bir olgu olan sanat olayları, İstanbul merkezinin sınırlarıyla çevrilidir. Burada bile belli bir çevrenin ilgisini çekmektedir. Diger illerde yaşayan halkın bir yaglıboya resim sanatının varlığından habersiz oldugu bilinmektedir.
Avrupa’da ögrenim gören genç Türk Ressamları,yurda döndükten sonra bireysel sanat çalışmalarının geleceğini belirleyecek sanat ortamını bulamama tasalarına iş bulma zorlukları da katılmaktadır. Bu arada sanat ve sanatçı güvencesinin sağlanması için gerekli koşulları düşünüyorlar ve araştırmalara yöneliyorlardı.
Bireysel çabaların sanat ve sanatçı güvencesine kalıcı çözümler getiremiyecegini ve sanatçılar arasında oluşacak değer çekişmelerinin toplumun sanata karşı ilgisini olumsuz yönde etkileyeceği, konularında düşünce birligine varıyorlardı.
1928 de Fransa ve Almanya’da öğrenim gören sanatçıların öğretim sürelerinin önemi göz önüne alınmadan Akademinin bir kararıyla geri çağırılmaları, geleceklerine ilişkin güvenlerini sarsacak ve beraberlikleri perçinleşecektir.
T.C.Maarif Vekaleti Sanayi-i Nefise Akademisi antetli 29.1.1928 tarihli ve Sanayi-i Nefise Akademisi Müdür Vekili Müfettiş-i Umumi Namık lsmail imzalı resmi yazılar, isme yazılı olarak aşagıdaki biçimde düzenlenip sanatçıları yurda geri çağırmaktadır.
Talimatname nin (4) maddesi mucibince resim kısmının müddeti tahsiliyesi üç sene olarak tesbit edilmiş olduğuna nazaran 1928 senesi Haziranında avdetiniz mukarrerdir. Şu kadar ki gelecek sene umum suabatı sanattan gönderilecek olan yedi talebeye mukabil aynı adette talebenin avdet edup liyakat gösteren mütebaki kısmın bir sene daha kalması muvafık görüldüğünden komisyonumuz bu-tefriki yapabilmesi için evvela-murakabe komisyonunun sizden talep ettigi malumata cevap …
Saniyen-yaptıgınız ve mualliminiz tarafından musaddak-yaglıboya akademi, eskiz ve tablonun rüle olarak ve posta ile gelebilecek şekilde süratle gönderilmesi ehemmiyetle tavsiye olunur efendim.
Hamiş:
Altı ay seyyahatinize muhtezi paranın vech-i tavsiyesi hakkında vekalete yazılmıştır. Gelen cevap tarafınıza bildirilecektir.”
Bu resmi çağırı yazısını alan sanatçılar birleşecek öğretim programları ve çalışmalarının göz önüne alınmasını ve durumlarının tekrar gözden geçirilmesini dileyen mektuplar düzenleyerek Maarif Vekaletine ve Sanayi-i Nefise Akademisi Müdürlüğüne gönderirler.
Bu yazışmalar müstakillerin ilk kez birlikte aldıkları kararları ortak bir fikir birligi altında tek bir yazıya dönüştürdükleri resmi belgelerdir.
24.Mart.1928 Paris tarihli Sanayi-i Nefise Komisyonu Reis’i Namık Bey’e hitaben yazılan mektup genç sanatçıların haksız uygulamaya ve surekli yazılarına cevap alamayışlarına karşı gösterdikleri birliği belgelemesi açısından önemlidir:
“15 Teşrinisani tarihinden itibaren namı alinize müteaddit defalar taahhUtlU olarak mektup gönderdik. Bunlardan birine olsun bir satır cevap vermek Iûtfunda bulunmadınız. Her birinde ayrı ayrı bir an evvel cevabınızı intizarda oldugumuzu çok hararetle istirham etmiştik. Bizi hayret ve teessüre düşüren bu sûkutunuz bizimle hiç meşgul olmadıgınıza bariz ve natık bir misal.Fakat çok Umit ederdik ki altı yedi genci bir yarım insan kıymetinde tutarsınız bile kendi insanlıgınız bizlere cevap vermenizi icbar ederdi.
Vekaleti Celile bütün işleri arasında hususi müracatlarımıza ayrı ayrı daha çok bir sür’atle cevap verdiği halde yalınız bir avuç gencin işiyle meşgul olmagı Vekaleti Celile namına deruhte eden koca bir cemiyet için bu sür’at azdır.
Vekaleti Celile Sanayi-i Nefise tahsilinde bu lunan gençlerin mukadderatını sizlerin elinize tevdi ettigini söylüyor.Mutahassıs Sanai Nefise Encümeni bizlerin kat’iyen Maarif Vekaletine baglı ve bilhassa oraya hesap vermeye mecbur oldugumuzu düşünerek bu ihmalini tenkis etmelidir. Bizleri çok yakından alakadar eden mesailde şahsi fikirlerimiz, kendimize has programımız sorulmadan, mUspet hiçbir malumata istinat etmeden hakkımızda karar verilemiyecegi bedihidir. Böyle olduğu halde şimdiye kadar cemiyetle buradaki tabii azası arasında muhtelif mevzularda görüşmeler olacaktı. Halbuki maalesef hakikatte hiçlik var: Beş aydır ancak bir mektubumuza cevap beklemekteyiz. Sizin günden güne uzayan manasız sukut ve ihmaliniz teessurumuzu tezyit etmektedir. Buna nasıl teesüf etsek azdır. Hakiki acı ile yazılan bu satırlar sizde menfi tesir uyandırarak sükutunuzu temadiye vesile teşkil ederse sizi düşüncelerinizle yalınız bıraktıgımızı ilave ederiz efendim.”
Müstakiller kuruluş aşamasından sonra da Avrupaya öğrenime gönderilecek gençlerin kalış sureleri esaslarının yeniden gözden geçirilmesi için devrin Başbakanına ve Maarif vekaletine yazılar göndereceklerdir.
Yukarıda açıklanan belgelerin incelenmesi sonucunda açık olarak anlaşılacagı gibi Avrupa’da öğrenimlerini sürdüren gençler yurda geri dönmek zorunda kalırlar.
O yılları yansıtan Elif Naci’nin satırları ilgi çekicidir:
” Yıl 1928. Sonradan Tarı olan Talda vapuru İstanbul limanına giriyor. Güvertede yedi genç sanatçı el sallayarak kendilerini karşılamaya gelenleri selamlıyor Ben yanımda gazete fotoğrafçısı ile oradayım. Bu sanat yolcularının resimleri çekiliyor. Hemen o gün banyosu yapılıyor, fotograf elimde doğru çalıştığım gazetenin Genel Yayın Müdürü Ahmet Şükrü (Esmer)’ nun odasında soluğu alıyorum. Onunla aramızda şöyle bir konuşma geçiyor:
-Beyefendi, diyorum, şu içinde benimde bulunduğum grup fotoğrafı bugün Avrupa’dan yurda dönen bir sanatçı kafilesinindir. Şimdi bu resmin gazetenin sekizinci sahifenin alt köşesinde yer alacagı muhakkak.Ama rica etsem birinci sahifenin alt köşesine konmasını emir buyursanız fazla bir şey mi istemiş olurum acaba? “
Elif Naci’nin bu girişimi sonucu genç sanatçıların resimleri 17 Temmuz 1928 Salı günü yayınlanan Milliyet gazetesinin başlık çizgisinin altında yer alacaktır.
1928 yılında Fransa ve Almanya’dan yurda dönen sanatçılar, aralarında oluşturdukları yoğun çalışmalar sonucunda “Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği” adı altında birleşirler.
15.Ternmuz.1929’da yasal olarak kurulan birliğin üyeleri nizamnamelerinde şu şekilde sıralanır:
Ressamlar; Refik Fazıl B., Cevat Hamit B., Şeref Kamil B., Mahmut Fehmi B., Nurullah Cemal B., Hale Asaf H., A1i Avni B., Ahmet Zeki B., Heykeltraşlar; Muhittin Sebati B., Ratıp Aşır B. ve Dekoratör; Fahrettin B.
üyelerinin bireysel sanat anlayışlarına özgürlük tanıyan birligin bu özel ligi ve adı Paris’te o yıllarda etkinliklerini sürdürmekte olan “La Societe des Artistes Jndependants” olan (Bagımsız Sanatçılar Birliği) a1ınmıştır.
Bu adın seçilmesini Mahmut Cûda şu şekilde açıklamaktadır:
“Biz Fransa’da iken başlıca Uç sanatçı kuruluşu vardı. 1> Societe des Artistes Français. 2) Societe des Artistes Jndependants. 3) Salon d’Automne.
Birincisi hükümetin resmen tanıdıgı ve her yıl jürinin seçtigi resimleri ödüllendiren kuruluş. ikincisi bagımsız,müstakil sanatçılar cemiyeti. Bu birliğin çalışmalarında jüri, ödül, derece filan yoktur.
Her sanatçı düzenlenen ortak sergilere belirli sayıda yapıtla katılır. Sanatı adına tüm sorumluluk kendindedir. Üçüncü birlik de kendisine göre bir jürisi olan bir kuruluştur.
Bizim müstakiller adını almamızın nedeni: Sanatçılar kendi sanat anlayışları doğrultusunda yapacakları çalışmalarda serbest bırakmak hatta desteklemek fakat sanatçı olarak ortak hak ve yararlarımızı birlikte korumakdır.”
Resim hocam Birlikte resim çiziyoruz
