II. Meşrutiyetle birlikte gelen özgürlük havası içinde, bir takım resmi ve özel kuruluşlarda ortaya çıkan degişime, dernek kurma anlayışının da katılması örnek bir gelişmedir.
Bu aşamada toplumun okuma alışkanlıgı da bir değişim ve gelişim içindedir. Bab-ı Ali Caddesi İstanbul’un basın bölgesi görünümünü kazanmaya başlar. Çeşitli roman çevirileri kitap basımını arttırırken dergi denemeleri de başlar.
Bu bağlamda, Meşrutiyet’in ilanından hemen sonra, “Osmanlı Ressamlar Cemiyeti” kurulur. Bu dernek Türk sanatçılarını bünyesinde toplayan ilk ressam derneğidir. Uzun yıllar da tek ressam derneği olarak kalacaktır.
25.Galatasaray sergisinin 1941 tarihli kataloğunda birlik üyeleri şu satırlarla belirtilir:
“Bu cemiyeti kurmayı ilk ileri suren Ressam Ruhi olmuştur. Bu cemiyet başta Ruhi, Çallı Ibrahim ve Sami olmak üzere, Şevket, Hikmet, Asaf, Agah, Kazım, Hüseyin Haşim, Ahmet Ziya, Ahmet İzzet, Hoca Rıza, Muazzez, Mahmut, Mesrur, Izzet’den ibaret ressamlarla ilk teşekkülünü Şehzade başında yaparak nizamnamesini kabul ettirdikten sonra azası günden güne artmış ve Cağaloğlundaki Sait Bey konagına nakletmiştir. Bu Osmanlı ressamlar Cemiyetinin ilk idare hey’eti reisligini ressam Sami, katipligini Mimar Vasıf ve muhasipliğini ressam Asaf ifa etmişlerdir. İltihak eden azalar: Halil Paşa, Zekai Paşa, Nazmi Ziya, Avni Lifij, Murtaza, Feyhaman, Mitat Rebii, Rufat, Diran, Temas, Müfide’dir.”
Galatasaray Sergilerine katılan üyeleri için en iyi salonları ayırmayı ve düzenlemeyi başaran derneğin en önemli girişimi Osmanlı Ressamlar Derneği Mecmuası‘nı yayınlamak olacaktır.
20.Kanuni Sani.191O da ilk sayısı yayınlanan mecmua döneminin tek güzel sanatlar dergisidir. Mimari, Heykel ve Resim çalışmalarıyla ilgili tüm etkinlikleri konu alır. Günümüzde de bu döneme ait Güzel Sanatlar ve Sanayi-i Nefise Mekteb-i çalışmaları hakkında bilgi alınacak önemli bir kaynagı oluşturur. Mecmua dörtte bir gazete büyüklüğündedir. 1914 Temmuzunda yayınlanan 18. nüshası ile de yayını sona erer.
Şerif Abdülkadirzade Hüseyin Bey’in yönetiminde çıkartılan mecmua Ressamlar Cemiyetinin yayın organıdır ilk sayısında yer alan başlıkta palet, fırçalar ve boya tüpleriyle çevrelenen Hilal’in merkezinde Abdülmecit Efendi’nin büstü yer alır. Giriş yazısından da anlaşıldığı gibi Abdülmecit Efendi gazetinin çıkarılmasında Cemiyete destek olmuş ve yardım saglamıştır. Mecmuanın sorumlu Yöneticisi ressam Osman Asaf Bey’dir.
Osmanlı Ressamlar Cemiyetinin adı 1921 de “Türk Ressamlar Cemiyeti“1926 da “Türk Sanayi-i Nefise Birliği” ve yine aynı yıl içinde “Güzel Sanatlar Birliği” olarak degiştirilir.
1923 yılında Türk resim Sanatında ikinci bir dernek girişimi gerçekleşecektir. Sultan Ahmet’te bir ögrenci evinin mütevazi ortamında Mahmut Fehmi(Cûda), Şeref Kâmil , Refik Fazıl, Elif Naci, Muhittin Sebati, Ali Avni (Çelebi), Ahmet Zeki (Kocamemi) “Yeni Resim Cemiyeti“ni kurarlar.
Amaç sanatlarını topluma tanıtacak girişimlerde bulunmak için el birligi yapmak, bir arada olmaktır.Galatasaray Sergilerinin sınıfları, Güzel Sanatlar Birliği Uyelerinin değişmez gösterim ve tanıtım alanlarıdır.Yeni yetişen sanatçılar ancak bu birlik üyelerinin onayları sonrasında küçük birimlerde resimlerini sergileyebilmektedirler. Yeni sergi mekanları bulmak ve kendi sergilerini açmak umut ve özlemiyle bir araya gelirler ve bir de sergi açarlar.
Bu sergi ve cemiyet hakkında Elif Naci 1933 yılında yayınlanan “On yılda Resim” adlı küçük kitabında şu satırları yazmaktadır:
“Cumhuriyet’in çocukları, gençlik, coşkun bir aşkla, imanla çalışıyordu. Aradan altı ay geçti. Genç nesil Cumhuriyet’ten hız ve alev alarak büyük bir bomba gibi patladı.
1924 senesi Mayısının onbeşinci günü resim hayatının inkılap günüdür. Cumhuriyet’in ilk senesinde genç ressamlarımızı bir araya toplayan Cumhuriyet’le beraber doğan bu teşekktil “Yeni Resim Cemiyeti” ilk sergisini açıyordu .
… Bu genç cemiyetin merkezi Türbede eski Hilaliahmer binasında bir küçük odadan ibaretti. Gençler burada toplanıyorlar, konuşuyorlar, çalışıyorlardı. Nihayet 1924 senesi Mayısının onbeşinci günü işte sergilerini açmış bulunuyorlardı. Bu günkü Tayyare Cemiyetinin bulunduğu binada o zaman “Matbuat Cemiyeti” vardı. O binanın alt kat salonlarını kadın erkek yirmi genç ressam birden istila edivermişti.”
Fakat Cumhuriyet’in ilanının I. yılında yurt dışına öğrenime gönderilen sanatçılar, birliğin temel taşlarını oluşturmaktadır. Mahmut Fehmi (Cûda), Refik Fazıl (Epikman), Muhittin Sebati, Ali Avni (Çelebi),Ahmet Zeki (Kocamemi)’nin 1923-1924 yıllarında ardarda Almanya ve Fransa’ya öğrenime gönderilmeleri sonucunda “Yeni Resim Cemiyeti” Türkiye’deki kısa yaşamını tamamlar.
Adı geçen sanatçıların Avrupa’daki öğrenim dönemleri, birlik ve beraberlik duygularının pekişmesine neden olacaktır. Kuramsal ve uygulamalı atölye çalışmaları, müze araştırmaları ve güncel sanat olaylarına katılan gençler, ülkelerinde ve eğitim gördükleri ülkelerde sanat ortamlarının farklılıklarını tartışırlar. Yurda dönüşlerinde sanatlarını geliştirebilecek ve kendi alanlarında çalışabilecek ortamları sağlama mücadelesine katılabilmek amacıyla, bir birlik kurma fikrini benimseyeceklerdir.
İşte bu birlik Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar birliğidir.
Resim hocam Birlikte resim çiziyoruz
