AHMET ZEKİ KOCAMEMİ ( 1900 – 3-5-1959 )

Zeki Kocamemi 1900 yılında İstanbul’da dün­yaya gelir. Babası Mahmut Rasih Bey Evkaf müfettişi, büyükbabası, Abdurrahman Sami Paşa’nın oğlu Abdüllatif Suphi Paşa’dır. Zeki Kocamemi’nin ailesi Sancak Beyleri, Agriboz Muhafızlıkları görevinde bulunan büyükleriyle, 17. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Beylerbeyi ünvanlı Gazi Kocamemi’ye kadar dayanmaktadır. Hamdullah Suphi Tanrı­över’de Zeki Kocamemi’nin amcasıdır.

İlköğrenimini Fatih Hadika-ı Meşfere mektebinde bitiren Kocamemi, orta öğrenimini özel öğrenimle tamam­lar.

1916 yılında babasının ölümü üzerine ağabeyi ve küçük kardeşi ile birlikte, büyükbabası Abdüllatif Pa­şa’nın konağına yerleşir. Aynı yıl Sanayi-i Nefise Mek­teb-i Alisine giren Kocamemi bir yandan da çalışarak ailesine destek olmaktadır.

Akademi’de Hikmet Onat ve İbrahim Çallı atölye­lerinde çalışır. Ögrencilik dönemi içinde 22 Mart 1918 – 1 Şubat 1919 tarihleri arasında ilk askerlik görevini yapar ve Çallı atölyesine geri döner. Ögrencilik yılla­rında Galatasaray sergilerine katılan Kocamemi, atölye­nin en başarılı öğrencilerindendir.

Zeki Kocamemi 1922 yılının Aralık ayında Türk Ocağı hesabına Almanya’ya resim ögrenimine gönderilir. Aynı yılın Mayıs ayında Münih’e giden arkadaşları, Ali Avni, Ratip Aşir, Kenan’ın aralarına katılır. Heine­mann atölyesinde çalışmaya başlar.

1923 yılında Münih’e gelen Mahmut Fehmi (Cûda), Ali Avni(Çelebi), Ahmet Zeki (Kocamemi) Münih Akademisine girmeye karar verirler. Fakat katıldıkları sınavda başa­rılı olamazlar. Yahudi asıllı Heinemann’ın atölyesine dönmek istediklerinde kendilerine ücretin arttırıldığı bildirilir. Ekonomik sıkıntı içinde bulunan genç ressam­lar yeni bir okul ararlar ve Hans Hoffman okuluna katı­lırlar.

Aralarında sadece Ahmet Zeki’nin bursu vardır. Çelebi ekonomik sıkıntı ve atölye uyumsuzlugu nedeniyle aynı yıl on-onbir ay kadar kalıp geri dönecegi Berlin’e Klene atölyesine gider. Ancak 1924 yılında Devlet bursu bağlanan Çelebi Münih’e geri döner. Cûda’nın burs başvu­rusu olumsuz karşılanınca Türkiye’ye geri dönmek zorun­da kalır. Fakat Zeki Kocamemi 1927 yılı Mayıs ayından İstanbul’a dönene kadar aralıksız olarak Hans Hoffman okulunda egitimini sürdürür.

Zeki Kocamemi’nin öğrenimine katılan Avrupa sü­reci, atölye deneyiminin yeni boyutlara ulaşmasını sağlarken, bulunduğu canlı sanat ortamının sorunlarına ve gelişmelerine de tanıklık etmesini gerçekleştirir. 22 yaşında bir Türk genci, Almanya’nın degişim içinde olan sosyal, ekonomik ve politik yapısı içinde hızla gelişen ve degişen sanat ortamında beş yıl geçirecektir. Çocuk­lukları I. Dünya savaşının ve İstanbul’un işgalinin ka­ranlık yıllarında geçen bu gençlerin Avrupa ile ileti­şimin iyice zayıfladığı bir dönemde yetişdikleri gözar­dı edilmemelidir. Zor koşullarda sanat egitimi gören gençler ilk kez gerçek bir sanat ortamının içindedir­ler. Kocamemi Münih’te öğrenim döneminin ağır çalışma temposu içinde, ait oldugu bireyi bulundugu toplumun tinsel ve nesnel kaynaklarıyla bütünleşen düşünce yapı­sı, dünya görüşü ile çevresinde gelişen sanat olayları­nı degerlendirecek ve öznel bir yol, duyarlığına, teknik becerisine, yeteneğine uygun özgün bir üslup bulacaktır.

Kocamemi üstun yeteneklerle donatılmış güçlü bir sanatçı olarak özgün üslubunu belirler ve yurda geri döner. Resim anlayışını:
“Resim yapmak icat etmek demektir. Taklit etmek degil … Resim bir yapı gibi yoktan var edilir. Bir abi­de gibi örülür.”
Şeklinde açıklayan Kocamemi, yaşamı boyunca ürettigi eserleriyle özgün bir Zeki Kocamemi üslubunu Türk resim sanatına kazandırmayı başarır.

1927 yılının 14 Kasım’ında Zeki Kocamemi Trab­zon Lisesi Resim Muallimi olarak göreve başlamıştır. Yedi yıl Türkiye’de Güzel Sanatlar Akademisinde, beş yılı da Almanya Hoffman okulunda geçen agır fakat başa­rılı bir ögrenim döneminin ardından Zeki Kocamemi’de uygun bir çalışma ortamında degerlendirilememiştir. Bir yıl kaldığı Trabzon Lisesi Kocamemi’nin aralıksız çalışmalarına sahne olacaktır. Bulundugu ortama yararlı olma çabasında olan sanatçımız, öğrenciler için resim derslerini büyük bir sorumlulukla sürdürecek ve arala­rından Bedri Rahmi Eyüboğlu‘nun resim sanatına katılma­sını gerçekleştirecektir.

Kocamemi’nin resim sanatımıza getirdiği yenilik doğa kaynaklı kübizm anlayışının dışavurumcu bir yak­laşımla ele alınmasıdır.

Bu anlatımda,nesneler hacimsel değerleri belirgin kılınarak çevrelerini saran üç bo­yutlu bir mekana dağılmaktadırlar. Geniş renk yüzeyle­riyle elde edilen planlar komposizyonda derinlik yanıl­samasını vurgular.

Kocamemi doğaya ilişkin görünümleri geometrik sistemlere indirgeyerek çözümlerken, öznel bir deformas­yonla nesnelerin biçimsel özelliklerini irdelemektedir. Nesneler hacimsel özelliklerini belirgin kılan ve anla­tıma güç kazandıran bu deformasyonla bütünleşen renk lekeleri ve ışık, gölge dağılımının uyumu dinamik bir boşlukla çevrelenir.

Kocamemi’nin Sanayi-i Nefise Mekteb-i Ali’sinde ki ögrenim döneminde ürettiği çalışmalarında, figür de­senlerine duyarlı olduğu gözlenebilir. İnsan figü­rünün, biçimsel özelliklerini, oranlarını ve kişilik yansımasını çözümleyen bu çalışmaları Kocamemi’nin güç­lü bir desen yorumuna kolayca ulaştığını kanıtlamakta­dır.

1931 yılından sonra sert çizgiler, yumuşak ge­çişlere dönüşürken, renk lekeleri resmin temel kurgusun­da ağırlık kazanır.

Zeki Kocamemi duyarlığı ile tuvale aktarılan peyzajlarda, geniş renk yüzeylerinin inşaasından oluşan yalın anlatım, dinamik fırça vuruşlarıyla devingen bir yaşamsallığı çağrıştırır.

Zeki Kocamemi’nin güçlü kişiliği, özgün sanatı ve Türk resim sanatına getirdigi yeni boyutlar gözönüne alınınca, yeterince anlaşılamadığı ve degerlendirileme­digi acı bir gerçek olarak ortaya çıkar.

Güzel Sanatlar Akademisi’nin gururlu, saygın öğretim üyesi çevresinde yer alan ve 1933 yılında “d” grubu adı altında birleşen öğretim üyelerinin, değer çekişmelerinden kaynaklanan eleştirilerine hedef olacak, fakat bireysel sanatından ödün vermeden, tutarlı kişi ligini yitirmeden yaşamını sürdürecektir.

Türk resim sanatının önemli sanatçısı Kocamemi 3 Mayıs 1959 tarihinde ani bir kalp krizi ile yaşama veda eder.

Kontrol et

REFİK FAZIL EPİKMAN ( 1902 – 17 MAYIS 1974 )

Refik Epikman Mustafa Fazıl bey ile Nadir'e hanımın çocukları olarak 1902 yılında lstanbul'da dünyaya gelir. İlk ve orta ögrenimini de dogdugu kent olan İstanbul'da tamamlar.

Resim hocam sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin