Barok anlam olarak birçok sanat sözlüğünde yer aldığı gibi Portekizce’de barroco yani tam yuvarlak olmayan düzensiz inci demektir. Suut Kelam Yetkin’in Barok Sanat adlı kitabında ise kelime olarak “Barok” Furetiere’in 1690 tarihinde yayımladığı sözlükte geçen anlamıyla verilmiştir; ‘kuyumculukta tam yuvarlak olmayan inciler için kullanılır’ denilmektedir.
O zamandan bu yana <<barok>> kelimesi üzerinde çok tartışıldı. Bu terimin, düzgün olmayan, yassı ve yumru incileri belirtmek için kullanılan Portekizce “BARROCO” kelimesinden geldiği kesin kabul edildi.”
“…XVIII. yy. ortalarında Fransa’da Fransızlar’ın klasik zevkine uymayan sanat şekline <<Baraque>> dendi. Bu sözcük o zamanlar <<kurala aykırı>>, cakalı, tumturaklı anlamında idi, şu hâlde bir zamanlar <<Gotik>> için olduğu gibi küçültücü bir addı. Ancak Barok’un güzelliğinin keşfedildiği XIX. yy. sonunda bu kelime küçümseyici anlamını kaybetti ve Karşı-Reformasyon ve mutlakiyet sanatının üslup kavramı halini aldı.”
Klasik sanattan birçok özelliği ile ayrı bir yere oturan Barok sanat için Klasik sanatla kıyaslama yoluyla bugüne kadar birçok yorum yapılmıştır. Bunlardan biri;
“…Barok klasiğin ne bir çöküşü ne de bir yükselişidir, Tersine Barok apayrı bir sanattır…” diyebiliriz. Ve yorumlarla devam edecek olursak Barok kavramını sanırım daha iyi irdeleyebiliriz.
“Klasik ve Barok, her iki sanat da değerce birbirine denktir. Bir sadelik ve akıl üslubu, bir de müzik ve bolluk üslubu vardır. Biri kalınlığı ve ağırlığı olan biçimleri, öbürü uçuşan kıvrımlı biçimleri sever. Birinden öbürüne ne çöküntü ne soysuzlaşma vardır. Bunlar ebedi iç varlığın iki yönüdür”
Barok bir bakıma Katolik uyanışını temsil eden akımdır, Rönesans reformlarına karşı kilisenin tekrar gündeme oturma arzusudur. Barok, hareket, biçim özgürlüğü, süslemede aşırılıklara gidilen, belirli kuralların katılığına başkaldıran bir sanattır.
Barokla birlikte değişim başlar. Kompozisyonda diyagonal düzen resme girer. Kapalı kompozisyonun yerini açık kompozisyon alır. Resmin yüzeyi ayrıntılanır. Çizgiselden gölgelese geçilir. Vücut anatomisinde adalelere ve damarlara varan ayrıntıcı bir tavır resme girer.
Düzlemsellikten derinliğe doğru bir geçiş söz konusudur. İzleyicinin gözü derinliğe doğru çekilir. Rönesanstaki denge kavramının ve uyumlu ölçülerin yerini büyük bir hareketlilik alır. Klasik üsluptaki figürlerin durgun yüz ifadesi yerini hisli, acılı ve neşeli yüz ifadelerine bırakır. Bu sanat akımı kilisenin ve dinin gücünün artmasına yardım eder.
Klasik resimde görülmeyen ten rengi ifade edilmeye başlar, hikâye etme düşüncesi resme yerleşir. Klasik üslupta yapıttaki her parça bütüne bağlı olmakla birlikte aynı zamanda bağımsızdır. Fakat Barok ’ta tüm elemanlar asıl egemen olan elemana bağlıdır. Barokla belli bir amaç niteliğinden sıyrılır, asıl dikkat çekilmek istenen noktalar verilmeye başlar
“…Mevcut formlar yeni bir anlayış ve şekilde biraraya getirilmişlerdir. Bunlar bir bütün olarak seyirci üzerinde yepyeni bir etki uyandırmayı amaçlamışlardır. Hareketlilik, gölgesel bir belirsizlik, Rönesans’ın ahenkli durgunluğu yerine atılgan bir hareketlilik, düz, sakin hatlar yerine eğriler, içbükey ve dışbükey şekiller, kuvvetli ışık-gölge karşıtlığı gibi özellikler Barok’un en belirgin yanlarıdır…”
Resim hocam Birlikte resim çiziyoruz