MAHMUT CÛDA (1904 – 26 MART 1987)

1904 yılında Hakim Fehmi Karamanlızade ve Zeli­ha Molaoglu hanımın yedinci çocukları olarak dünyaya gelen Cûda, 1907 yılında annesini 1912’de babasını yi­tirir.

Dokuz yaşında Darüşşafakaya girer. Beş yıl su­ren ögrenimi resim sanatına duydugu ilgiyi ve yetenegi­ni ön plana çıkarırken kişiliginin temel niteliklerini kazanmasını da gerçekleştirir. Haklarını savunmayı, arkadaş bağlılığını, insanlara sevgi ve saygı duymayı ki­şiliginin vazgeçilmez degerleri arasına katar.

Üstun yetenegini farkeden okul Müdürü Şemsi Bey’in ilgisiyle resim öğrenimine yönelir.

Mahmut Cûda 14 yaşında Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisinde ögrenime başlar. 1918 -1923 yılları arasında Hikmet Onat ve İbrahim Çallı atelyelerinde çalışır.

1923 yılında kendi olanaklarıyla Münih’e gider. Ali Avni Çe­lebi ve Zeki Kocamemi ile birlikte birbuçuk yıl Hans Hoffman Okuluna devam eder.

Tekrar lstanbul’a Çallı atölyesine döner.1924 yılında Avrupa’ya devlet hesabına öğrenci göndermek için düzenlenen sınava katılır. Pa­ris’e gönderilir. Burada Profesör Lucien Simon‘un ona­yını alarak Ulusal Güzel Sanatlar Yüksek okuluna girer. Dört yıl boyunca Lucien Simon atölyesinde çalışır.

1928 yılında İstanbul’a döner Mahmut Cûda, arka­daşlarının seçimi ile Güzel Sanatlar Akademisinde, Namık İsmail’in yanında yardımcı öğretmen olarak göreve baş­lar.

Cûda bu görevi sırasında Akademi’nin sanat egi­timini kendi değer ölçülerine göre inceler ve eleştirir Sanat eserlerinin değerlendirilmesinde kurumdan kaynak­lanan tekelci tavırlara karşı direnir. Rahat bir yaşam sürecegi, sanatı için de güvenli bir ortam olan Akademi’deki görevinden, düşünce yapısına, inançlarına duydugu saygının sarsılmaması için ayrılmaya karar verir.

Aynı yıllarda Bursa Kız ögretmen okulunda görev yapar Hale Asaf’da kapalı çevrede yadırganmakta, yal­nızlıga itilmektedir. Kendi amaçlarını gerçekleştirirken arkadaşına yardımcı olmayı da görev bilen Cûda, Asaf’ la yer değiştirir.

Bursa Kız ögretmen okulunun küçük ve dar görüş­lü çevresinin baskısına hicivci yaklaşımıyla yanıt ve­ren Cûda ilk karikatür denemelerine burda başlar.

Cûda’nın yaşamının çeşitli dönemlerinde çevre­sinde bulunan kişilerin, karakteristik yanlarını abar­tarak güçlü anlatımlara ulaştırdığı karikatürleri, ait oldukları kişilerin özelliklerini çok iyi yansıtırlar.

Mahmut Côda Bursa Kız bgretmen Okulu’nda bir yıl çalıştıktan sonra istifa eder. İstanbul’a döner. Altı ay sonra Kırklareli ortaokulu resim ögretmenligine ata­nır.

Münih’te, egitimini sürdürdüğü yıllarda Hans Hoffman Cûda’nın resimde ulaştığı Üç boyutlu anlatıma dayanarak heykel çalışmaya yönelmesini ister.

Resimlerinde nesnelerin hacimsel özelliklerini, kitle etkilerini, mekan yanılsamasını üstun sanat gücüy­le aktaran Cûda’nın heykele dönük çalışmalarını doğal bir eğilim olarak değerlendirmek gerekir.

Ancak Cûda’nın yaşamında resim tutkusu her za­man ön planda yer alır.

Mahmut Cûda Türkiye, Almanya ve Fransa’da ge­çirdigi sanat egitimine katılan duyarlı kişiliği ile sanat-doğa ilişkisini gerçekci Uslup dogrultusunda yo­rumlayıp aktarır.

Dogadan seçilen her hangi bir konuyu belir­leyen nesnelerin çevrelerini saran boşluk içindeki ko­numlarının irdelenerek yüklendikleri anlatım özellikleriyle tuvale aktarılması sanatçımızın.özgün tekniğini yansıtmaktadır. Sanat anlayışını pekiştiren öznel duyar­lıgı, üçüncü boyutun kavranılır nitelikte belirginleş­mesini gerçekleştir·ir.

Cûda’nın tüm resimlerinde,renk düzenlemelerinin görsel uyumuyla geri planlara çekilen izleyicilerin ba­kışları, geometrik formların aynı yöndeki dogrultularıy­la uyarılmakta ve üç boyutlu bir mekan olgusunda tüm nesneler anlamlı bir sessizlikle bütünleşmektedir.

Cûda sanat anlayışını belirleyen bu özelliklerle çevresinde yer alan günlük kullanım eşyalarının ve ku­maşların arasına dağılan meyvaların, çiçeklerin biçim ve renk değerlerini, özgün görünümlerini, bireysel duyarlı­ğı ile yorumlayarak aktarmaktadır.

Mahmut Cûda bütün eserlerinde seçtigi konu ile sarsılmaz bağlar kurar. Resimlerinde kompozisyona katı­lan nesneler, buğulu bir atmosferle çevrelenerek zengin bir anlam gücüne ulaşır. Bu özel ligi sanatçının Batı tekniğini, yaşadığı toplumun nesnel ve tinsel kaynakla­rıyla bir arada degerlendirdigini, göstermektedir. Sa­natçımızın ürettigi gerçekci natürmortlardan yola çıka­rak Şeker Ahmet Paşa, Süleyman Seyyid Bey gibi 19.yüzyıl sanatçılarımızın eserleri ile bağlantı kurmak yanıltı­cıdır. Gerçi konu beraberligi, ayrıntının taşıdıgı önem ve bütünün egemenliginde sessizligin yaratılması gibi benzer özelliklerden söz edilebilir. Fakat Cûda’nın sa­natında göz ardı edilmiyecek özellik, geometrik düzen içinde ritm, hacim, renk lekeleri dengesi, oran, modüle, pasaj aracılıgı ile çizgi ve renk perspektifi, pentür armonisi ve devinime verdigi önemdir.

Cûda’nın tüm resimlerinde özgün bir kompozisyon sergilenir. Renk lekeleri, biçim degerleri, ışıgın renk ve biçimler üzerinde akışı, geometrik sistemler içinde perspektif derinliği gerçekleştirir. Bu başarılı uygu­lama ile belirginlik kazanan mekan ve boşluk etkisine dağılan nesneler, C^da’nın özgün boya tekniği ve duyarlı renk tonlamaları ile volümler kazanır.

Mahmut Cûda bu özellikler doğrultusunda kompo­zisyonlar, peyzajlar, portreler, notürmortlar üretmiştir.

Avrupa’da geçirdigi sanat egitimi sırasında in­celemeler yaptıgı müzelerde izlediği büyük boyutlu kom­pozisyonlar üretmek amacıyla çalışmalarına başlar.

Sa­natçının özgün üslubu ve başarılı teknik uygulamalarını sunan bu çalışmalarına Aydın Yangını (1937) ve Harami­ler adlı eserleri önemli örneklerdir.

Cûda’nın resim veriminde natürmört çalışmaları­nın sayısal bir yoğunluk kazandığı izlenir. Bu özelliği onun Türk resim sanatında “natürmort ustası”,”natürmort yorumcusu” olarak tanınmasına neden olacaktır.

Cûda’nın görsel etkileriyle çekici nitelikler yüklenen natürmortları doğadan aktarılan güzel bir ke­sitin anımsatılmasını aşan anlamlara evrilirler. Sanat­çımız, doğadan seçtigi nesneleri bireysel imgelerine ko­şut bir düzenlemeye, bir kurguya ulaştırır. Bu düzenlemelerde özgün üslubu ve teknik uygufamaları, yorumları için sınırsız sınama olanagına kavuşur.

Tüm natürmortları, sanatçının dogaya öznel yak­laşımını, us’unu, beğenisini ve ruh durumunu yansıtır. Tüm naturmortlarında günlük kullanım eşyaları ve çeşit­li kumaşlar arasında en doğal görünümleriyle betimlenen yemişler, heykeller, çiçekler bir mekan ve kitle ilişkisi içinde aktarılmışlardır. Bu nesneler, dogal görünümle­rine karşın, hacimsal degerlerinin düzeltilmesi ve yu­varlatılmasıyla geometrik bir soyutlamaya aktarılırlar.

Sanatçının gerçekçi anlayışı, bireysel duyarlığı ve tek­nik başarısıyla gizemli bir yalınlıkta sunulan nesneler çevrelerini saran bugulu atmosferde düşsel anlatımlara evrilirler.

Cûda’nın 1975 tarihli eserlerinden başlıya­rak ışıga verdiği önem biraz daha artmaktadır. Oya(1975) ve Kavunlu Natürmort(1981) adlı resimlerinde de görül­dügü gibi en koyu gölgede bile dışa vuran bir aydınlık yansımaktadır.

Mahmut Cûda’nın portrelerinde, farklı yaş ve karakterdeki kişilerin fizyonomik özellikleri, yaşam kesitlerini de sunan güçlü bir anlatımla betimlenir. Kiminde çekilen acıların izleri, kiminde yaşama duyulan sevginin parıltıları,kiminde sorumluluk ve güven duygu­su, kiminde ise duru ve çocuksu bir gülümseme vardır.

Mahmut Cûda’nın peyzajlarında, yalnızca doga güzelliklerini aktaran çalışmalar çok azdır. Genellikle bir kentin tarih ve sanat değerlerini yansıtan anıtsal yapılarının konu olarak seçildiği görülür.

Manzaraları, konu olarak seçtiği kentlerin mi­mari ve doğal değerlerini aktarır. Bu nitelikleriyle yapıldıkları yılların genel görünümlerini yansıtan bel­gesel özellikler kazanır.

Mahmut Cûda sanatına verdiği emeğin yanısıra, Türk resim sanatçılarının birlik, beraberlik ve dayanış­ma içinde daha güçlü olacaklarına olan inancı için bir ömür harcamıştır.

Bireysel sanat çalışmalarının Türk resim sana­tının gelişimi için yetersiz olduğuna inanan Cûda 1928 yılında kurulan “Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birligi‘nin kuruluşunda ve etkinliklerinde önemli görevler üstlenir.

1942 yılında aynı birligin güçlenmesi amaçlarının gerçekleşmesi için “Türk Ressamlar ve Hey­keltraşlar Cemiyeti” nin kurulmasına öncülük eder.

1950 yılında son bir kez daha sanatçıların ortak hak ve yararlarının korunmasını umdugu “Ressamlar Der­negi” nin kurulmasını gerçekleştirir.

Sanat yaşamı boyunca hiç bireysel sergi açmamıştır.

1987 yılında Mimar Sinan Universitesi Cûda’ya Fahri Profesör ünvanı verir.

Mahmut Cûda sanat yaşamına başlarken benimsedigi gerçekci üsluba yaşamı boyunca baglı kalır. Batıda yay­gınlaşan modern akımlar sanatımızı ve sanatçılarımızı etkisi altına alırken Cûda sanat anlayışından ödün ver­mez. Bu tutumu ile Türk Resim Sanatında özgün ve yetkin bir yer kazanır.

Benimsediği sanat anlayışına sabırla ve karar­lılıkla yaşamı boyunca baglı kalırken; sanatçı birlik ve beraberliginin saglanmasına, ortak yararların hakça dagılmasına duydugu inanç için de bir ömür harcayan Mahmut Cûda 26 Mart 1987’de ayında yaşama veda eder.

Kontrol et

MÜSTAKİL RESSAMLAR VE HEYKELTRAŞLAR BİRLİĞİ TARAFINDAN DÜZENLENEN SERGİLER

1929 Yılının Nisan ayı … Ankara Etnografya mü­zesi sergi salonu genç Türk ressamlarının eserleriyle donatılır. …

Resim hocam sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin