HALE (SALiH) ASAF (İstanbul 1905 – 1938 Paris )

Hale Asaf Abdülhamit döneminin Temyiz Reisle­rinden Salih Bey’in ve ikinci eşi Enise hanım’ın çocuk­ları olarak, annesinin babası olan Tıbbıye Reisi Dr. Ra­sim Paşa’nın Kadıköy, Bakla tarlasındaki konağında dün­yaya gelir. Hale’nin büyük babası, Sultan Hamit’in ya­veri Asaf Paşadır.

Hale ilk öğrenimini lngiliz bir ögretmen dene­timinde evde özel olarak, orta ögrenimini de Notre Dame de Sion’da tamamlar. lngilizce ve Fransızca ogrenen Hale evde çalışan hizmetçiden rumca konuşmayıda öğrenecek­tir.

Hale Asaf’ın resim sanatına yönelmesine neden olan ilgi ve yeteneği, bu konuya duyarlı bir aile orta­mında yetişmesine bağlanabilir. Meşrutiyet döneminin ilk kadın ressamlarından, İnas Sanayi-i’ Nefise Mekteb-i Alisi’nin resim Atölyesi hocası ve Müdürü, Sanayi-i Nefise Mektebinde ilk kez canlı model kullanılmasını gerçekleştiren Mihri Müşfik‘in yeğenidir.

Asaf resim öğrenimine Almanya’da başlar. Namık tsmail ve Ali Avni’nin orada bulunduğu yıllarda sınav kazanarak girdiği Berlin Güzel Sanatlar Akademisi Prof. Arthur Kampt atölyesinde çalışmaktadır.

Kurtu­luş savaşının kazanılması, Hale’nin babasının Mısır’a kaçmasına neden olacaktır. Bu nedenle Almanya’da geçim sıkıntısına düşen Asaf, aynı yıl geri döner ve lnas Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisi’nde, Adil Bey’in mtidür­lUgU döneminde, çalışmaya başlar.

1922 yılında Roma’ya gider teyzesi Mihri Müşfik’ in yanında bir süre kalır ve geri dönerek lnas Sanayi-i Nefise Mektebinde çalışmaya devam eder.

1925 yılında Maarif Vekaleti bursu ile Almanya­ya gönderilir. Bir yıl sonra Paris’e giden Hale, orada çalışan arkadaşları; Refik Epikman, Mahmut COda, Cevat Dereli, Muhittin Sebati, lsmail Hakkı Oygar ve Şeref Akdik’in aralarına katılır. Bir süre sonra da lsmail Hakkı Oygar’ la evlenir.1928 yılına dek Grande Choumiere atölyesinde eşiyle birlikte sürdürür.

1928 yılında Paristen dönen sanatçılar arasında Hale’de bulunmaktadır. Aynı yıl içinde kurulan Müstakil Ressamlar ve Heykeltraşlar Birligi’nin kurucu üyeleri arasında yer alan tek kadın sanatçımızdır. Bu girişimi resim sanatımızda ilk kez,bir ressam birliginin kuruluş etkinliklerine katılan kadın sanatçı olarak izlenmekte­dir.

Hale Asaf’ın sanatı ilk kez MUstakillerin Anka­ra ve ıstanbul’da düzenledikleri sergilerde topluma ta­nıtılır. Bu sergiler için yapılan eleştirilerde Asaf’ın eserlerine bUyUk bir yer verilir. Almanya, tstanbul, Paris’te geçirdiği öğrenim yıllarının deneyimleri ile birleşen Asaf yeteneği ve duyarlığı TUrk resim sanatına yepyeni fakat özgün bir sanat anlayışının katılmasını gerçekleştiriyordu. Hale’nin bu dönem resimleri, geniş renk yüzeylerinin geometrik inşaasına (konstrUksiyonu­na) katılan serbest fırça vuruşları bir şehir görUnUmU­nU yada bir portreyi bir anda duygu,dtişUnce,yaşam yUklU olarak betimler. Paris ve kendi portresi sanatçının ya­şama ve dünyaya bakış açısının pencereleridir.

Yaşamının büyük bir bölümünü Almanya, Fransa ve İtalya’da geçirmiş olan sanatçımız için Bursa’nın tutu­cu dünya görüşüne uyum sağlamak güç olur.

İnce, narin yapısı, batılı tavrı, giyisileri, görünümü ve konuşma özelliği ile o yılların Bursa’sının kapalı yaşamı içinde yadırganır. Çorapçılar çarşısında resim yapmaya çalı­şırken önce etrafı sarılmış, sonra daralan kalabalık saldırmaya başlayınca Asaf korkudan bayılmıştır.

Resim Sanatının varlığından habersiz bir toplumda bir kadının sokakta resim yapmaya kalkması bir türlü anla­şılamaz. Bu nedenle Asaf çevreden soyutlanır ve yalnız kalır.

Bu nedenle Bursa dönemi, Asaf’ın çalışma tutku­suna ve yalnızlığına çözümler aradıgı gerilimli günler­le geçer. Paris’in zengin sanat ortamından yeni ayrılan sanatçımız, resim çalışabilecegi,sanat hakkında tartış­ma yapabileceği ve yayınların ulaşabileceği bir ortamın arayışları içindedir.

Hale Asaf’ın sanatının gUnUmUzde tanınmasını saglayan eserlerini iki gurup altında değerlendirebili­riz. Portre çalışmaları ve peyzajlar.

Asaf’ın tüm resimlerinde, mekan olgusu, renk lekelerinin dengeli ritmi, geometrik bir konstrüksiyonla başarılı kompozisyonlara dönüşür. Renkte, lekede,biçimde ve kuruluştaki araştırma evrelerinin bileşimine karşın, sanatının en çarpıcı özel ligi, doğal, kendiliğinden bir anda oluşuvermiş ve lirik bir anlam yüklenmesidir. Hale Asaf Paris öncesi resimlerinde belirgin fırça vuruşlar­rıyla noktacı bir teknige yönelmiştir.

6 Haziran 1938 de açacagı sergi için 37 resim hazırlayan Asaf, 31 Mayıs 1938 günU sergisini gerçekleştiremeden yaşama veda eder.

Hale Asaf’ı genç yaşta ölüme ulaştıran neden kanser midir, sanat üretimindeki doyumsuzluk mudur, va­tan ve sevgi özlemi midir? tartışmaları sürüp gidecek­tir.

Fakat sanatçımızın yurt dışında kalan eserlerinin bulunmaları için yapılacak girişimlerin önemle ele alınması, bu dönem Ttirk resim sanatını tamamlıyacak önemli bir atılım olacaktır.

Kontrol et

REFİK FAZIL EPİKMAN ( 1902 – 17 MAYIS 1974 )

Refik Epikman Mustafa Fazıl bey ile Nadir'e hanımın çocukları olarak 1902 yılında lstanbul'da dünyaya gelir. İlk ve orta ögrenimini de dogdugu kent olan İstanbul'da tamamlar.

Resim hocam sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin