18. yüzyıldan başlıyarak Osmanlı resminde toplumdaki değişime koşut olarak batı etkileri ağırlaşır.
19.yüzyılda ise öğretim alanına da katılan Avrupa anlayışındaki resim sanatı gerçekçi boyutlarda varlığını ortaya koyar.
Osmanlı Devletinde resim öğretimine ilk kez III. Selim döneminde kurulan Mühendishane-i Berri Hümayun’un öğretim programında resim derslerine (1793-1794) yer verilir. 1885 de öğrenime açılan Mektebi Fünun-u Harbiye-i Şahane’de de resim dersleri önem kazanır.
İspanyol Chiron (1837) bu okula resim öğretmeni olarak atanır. 1845 de Mekteb-i Harbiye “İdâdi” ve “Harbiye” olarak iki aşamaya ayrılır. Fransız asıllı Kess “İdadi” bölümü resim ögretmenligine atanır. Bu okulların programlarında yer alan resim dersleri, askeri gereksinimler için,teknik resim ve arazi çizimleri yapabilecek genç subayların yetiştirilmesini amaçlar.
Ancak batılı resim tekniginin temeli bu okullarda atılır ve askeri okullar Türk resim sanatının ilk önemli sanatçılarını yetiştirirler.
Bu aşamada yeni kurulan sivil okulların birkaçının programında da resim derslerinin varlığı ilginç bir gelişmedir. Hendese-i Mülkiye’nin (1869) dört yılı kapsıyan öğretim programında resim dersi yer alır. İstanbul Galatasaray Sultanisi (1869), Darüşşafaka Lisesi (1873) gibi orta öğretim kurumlarında da resim dersleri önem kazanır.
19. yüzyıl Türk ressamları bu okullarda yetişirler. Günümüzde bir çogu gün ışığına kavuşmamış, bir kısmı üzerinde de tartışmalar sürdülürülen çok sayıda asker kökenli sanatçı, 19. yüzyıldan başlıyarak 20. yüzyıl ortalarına değin resim sanatına önemli eserler kazandırırlar. Resim sanatımızın ilk kuşağını oluşturan asker ressamlar, ekolleştikleri özgün bir anlatım çerçevesinde etkinliklerini Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisi açıldıktan sonra da, bir sure daha sürdürürler. Ortak bir manzara tarzında birleşen bu sanatçıların bir kısmı yurt dışına ögretime de gönderilirler. Bu sanatçılarla kuşakları arasında duyarlıkta aynı fakat teknikte farklı aşamalar ortaya çıkar.
19. yüzyıl ressamlarının müzelerimizde yer alan eserleri incelenirse; bir kaç örnek dışında, ortak bir manzara türünü benimsedikleri ortaya çıkar. Doğaya bağlı, sabırlı bir işçilikle, usta çırak geleneğinin ürünü, toplum beğenisine ve tarihsel gelişime koşut doğa görüntüleri üretirler.
Mühendishane ve Harbiye’nin en eski mezunlarından Ferik İbrahim Paşa, Ferik Tevfik Paşa ve Hüsnü Yusuf öğrenim için Avrupa’ya gönderilen ilk ressamlardır. Ne yazık ki bu sanatçılarımızın günümüze ulaşan eserleri yoktur.
Onları izleyen Şeker Ahmet Paşa, Süleyman Seyyit, Hüseyin Zekai Paşa, Osman Nuri Paşa ve diğer asker rassamların müzelerimizde yer alan eserleri, bu sanatçıların da ortak manzara türünü benimsediklerini kanıtlar Sami Yetik “Ressamlarımız” adlı kitabında yer alan yorumuyla:
“1794’de asker mekteplerinde başlıyan resim dersi hemen hemen peyzajla başlamıştır. Figür devrin terbiye telakkileri yüzünden bu mekteplere sokulmamıştır. Yalnız bu müesseselerden resme fevkalade isdidat gösterenler Avrupa’ya ikmal-i tahsile gönderildikten sonra portre yapabilecek ve kompozisyon vûcuda getirebilecek bir kaç artist yetişebilmiştir.” Konuya açıklık kazandırır.
1860 lı yıllarda, Paris’te Viyola sokagında bir binanın kapısına Osmanlı Tuğrası asılacak ve Mekteb-i Osmani kurulacaktır. Osmanlı imparatorlugu’ndan Paris’e resim eğitimi için gönderilen gençler 1874’e kadar bu binayı paylaşırlar.
Bu öğrenciler arasında ikisi daha sonraki yıllarda, batı anlam ve tekniginde resim sanatımızın klasikleri arasında yer alacaktır. Ahmet Ali Efendi ve Süleyman Seyyit.
Süleyman Seyyit Bey’in ve Şeker Ahmet Paşa’nın sanat dünyalarını natürmort ve peyzaj üzerine kurdukları ve asker ressamların genel çizgisinden ayrılmadıkları söylenebilir.
Onlar ve diger asker ressamlar doğayla ilgili perspektif bilgileri ve yorumlarıyla figürsüz Türk resim sanatını geliştirdiler. Bulundukları konum göz önüne alındıgında, batı resminin çok figürlü düzenleme gelenegine sahip çıkmalarının olanaksızlığı da anlaşılır.
Onların asıl meslegi askerlikti ve resim olanaklarından askeri amaçla yararlanmak için egitildiler. Ancak resim sanatına böylesine bir yaklaşım bile “sanat” adına egilmek için hazırlık yerine geçer. Ve askeri okullar daha gerçekçi boyutlarda ve salt sanat eğitimine ağırlık veren bir okulun kurulmasına basamak oluştururlar.
Resim hocam Birlikte resim çiziyoruz